ana sayfa > Genel > Tarihin En Tuhaf Cinayet Planı

Tarihin En Tuhaf Cinayet Planı

Perşembe, 12 Kas 2009 Soner Gönül yorum ekle yorumlara git

Muhtemelen  Michael  Malloy’un  ismini  daha  önce  hiç  duymamışsınızdır.  Fazla önemli  biri  sayılmazdı.  New  York’ta,  Bronx’ta  yaşayan  altmış  yaşında  işsiz  bir itfaiyeciydi. Amerika’ya İrlanda’dan göç etmişti ama bunun anlatacağım öyküyle pek bir ilgisi yok. Bu adam hakkında bilmeniz gereken tek şey alkolik olduğudur. Bir  kadeh  içki  için  yapmayacağı  şey  yoktu.  İşin  aslına  bakarsanız,  Malloy’un başına dert açan da bu içki sorunu oldu. Kendisi, Amerikan tarihindeki en tuhaf cinayetlerden birine kurban gitti.

Şimdi  saatlerimizi  1933  yılının  Ocak  ayına  ayarlayalım  ve  Anthony  ‘Tony’ Marino adlı bir adamın yasadışı içki sattığı mekanını ziyaret edelim. New York’a yolunuz  düşerse  eskiden  bu  içki  dükkanının  bulunduğu  yeri  mutlaka  ziyaret edin. 3804, Üçüncü Cadde. Kime sorarsanız sorun buranın bir çöplük olduğunu söyleyecektir. Pis ve rutubetli olduğunu söylemem kafanızda canlandırmanız için yeterli olacaktır.

Yasadışı içki ticareti üzerindeki rekabetin en şiddetli olduğu dönemdi ve Marino ‘nün  acele  nakit  paraya  ihtiyacı  vardı.  Müşterisi  olan,  Francis  ‘Frank’  Pasqua adlı,   vaktinin   çoğunu   kendisini   alkolle   mumyalamaya   adamış   bir   cenaze kaldırıcısı   ile   birlikte   maddi   sorunlarına   mükemmel   bir   çözüm   buldular. Herhangi   biri   adına   hayat   sigortası   yaptırıp   sonra   da   zavallı   adamdan kurtulacaklardı.

Dükkanın  arka  tarafındaki  kırık  bir  poker  masasının  kenarına  tünemiş  iki adam,  büyük  odaya  geçtiler.  Gözleri  hemen  Michael  Malloy  adlı  müşteriye takıldı. Malloy mükemmel bir seçimdi çünkü çok az akrabası ve arkadaşı olan bir ayyaştı. Kimse yokluğunu hissetmezdi.

Planlarını  uygulamaya  koydular.  Nicholas  Mallory  takma  ismiyle  Malloy  adına üç  poliçe  çıkartıldı.  İlki  Metropolitan  Life’tan  alınan  800  dolarlık  bir  hayat sigortasıydı.  Prudential  Life’tan  alınan  diğer  iki  poliçenin  her  biri  494  dolar değerindeydi.  Tüm  sigortalar  için  bir  çifte  tazminat  maddesi  geçerliydi:  Malloy kaza sonucu ölürse ödenen meblağ iki katı olacaktı.

Artık tek yapmaları gereken Malloy’dan kurtulmaktı. Bunun işin en kolay kısmı olduğunu   düşündüler.   Normalden   biraz   daha   fazla   içmesi   yeterdi.   Zaten gidiciydi.

Ama yanıldılar.

İlk  adımları, Malloy’un mekanda para ödemeden de içmesine izin vermek oldu. Bu sayede ilk hafta boyunca her gün, gece yarılarına kadar içki şişelerinde balık oldu  Malloy.  Yakın  gelecekte  gazetelerde  ‘Cinayet  Ekibi’  olarak  anılacak  iki adam, Malloy’un ölüm haberini beklemeye başlamışlardı.

Ancak Malloy her gün bara gelmeye ve daha çok içmeye devam etti. Cinayet  Ekibi’nin  üyeleri  bir  sorunla  karşı  karşıya  olduklarını  fark  etmişlerdi. Hayat  sigortası  ve  alkole  yığınla  para  yatırmalarına  rağmen  Malloy’un  ölüme gider gibi bir hali yoktu.

Bunun üzerine içkisine zehir katmaya karar verdiler.

Mekanda  barmen  olarak  çalışan  Joseph  ‘Red’  Murphy  işsiz  bir  kimyagerdi. İstenmeyen müşterilerden kurtulmak için içkilere ufak miktarlarda sakinleştirici katardı. Yüz dolar karşılığında, Malloy’un ortadan kaldırılmasına yardım etmeyi kabul  etti.  Tek  sorun  sakinleştiricinin  bitmiş  olmasıydı.  Bunun  yerine  1927  T-model  Ford  arabasının  antifrizini  kullandı.  Ancak  her  gece  içkisine  katmasına rağmen  antifriz  (o  dönemin  arabalarında  kullanılan  antifriz,  zehirli  bir  çeşit alkoldü)  hiçbir  işe  yaramıyordu.  Her  gün  geri  gelen  Malloy  hep  daha  fazla  içki istiyordu.

İlerleyen  günlerde  Malloy’un  içkilerine  neftyağı,  atlar  için  kullanılan  bir  ağrı kesici ve hatta fare zehri bile koydular. Bu maddelerin herhangi biri ortalama bir insanı  öldürmeye  yeterdi  ama  ağır  bir  alkolik  olan  Malloy’un  vücudu  tüm  bu zehirlere bir şekilde direnebiliyordu.

Alkolden  sersemlemiş  Pasqua’nın  aklına,  viskide  bekletilmiş  istiridye  veya deniztarağı   yediği   için   ölen   bir   adam   hakkında   duydukları   geldi.   Bana sorarsanız, bunu her gün yapan ve hiç sorun yaşamayan bir sürü insan var. İşi şansa bırakmamak için eşit miktarda istiridye ve deniztarağını zehirli antifrizin içinde  beklettiler.  Malloy  bu  nefis  yemeğin  tamamını  mideye  indirdi  ve  ertesi gün,  hepsini  şaşırtarak  mekana  geri  döndüğünde  aynı  yemekten  daha  fazla istiyordu.

Cinayet  Ekibi,  kesin  sonuç  vereceğine  güvendikleri  yeni  bir  fikir  ürettiler.  Bir kutu  konserve  sardalye  açıp  yaklaşık  bir  hafta  boyunca  çürümeye  bıraktılar. Gerçekten  kötü  bir  koku  yaymaya  başladığındaysa,  nefis  bir  sardalyeli  sandviç hazırladılar.  Elbette,  mineral  katılmamış  sandviç  eksik  bir  sandviç  sayılacağı için,  Marino  teneke  kutunun  dibini  kazıdı  ve  lezzetli  talaşları  da  sardalyeye ekledi. Son malzeme olarak da bu uydurma karışımın içine ince kıyılmış metal parçalan eklediler.

Eminim    sonucu    tahmin    edebilirsiniz.    Malloy    sandviçi    mideye    indirdi, parmaklarını yaladı ve oradan ayrıldı. Peki öldü mü? Tabii ki hayır. Ertesi gün daha fazlasını istemek için geri döndü. Birçok   kişi   bu   noktada   pes   ederdi   ama   hayır,   Cinayet   Ekibi   üyeleri vazgeçmediler.

Ekibe  dördüncü  bir  ortak  alındı.  Hershey  ‘Harry’  Green,  Bronx’ta  taksicilik yapan  bir  başka  düzenli  müşteriydi.  Malloy’u  yine  sızana  kadar  içirdiler.  Daha sonra Green’in taksisine bindirdikleri adamı Claremont Park’ta ıssız bir bölgeye götürdüler.  Güçsüz  bedenini  çıkarıp  çalıların  arkasına  yatırdılar.  Çırılçıplak soydukları vücudunu bütünüyle ıslattılar. İyi bir banyonun hiçbir sarhoşa zarar verdiği  görülmemiştir.  Fakat  o  gece  ısı  sıfırın  altındaydı  ve  hepsi  Malloy’un sabaha kadar donarak öleceğinden emindi.

Ama yenilmez Michael Malloy ölmedi. O her nasılsa kurtuldu ve ertesi gün bara geldiğinde hafif bir soğuk algınlığından şikayet etti. Artık bir uzmanın yardımına başvurmanın sırası gelmişti. İşi tamamlaması için yüz dolar karşılığında Anthony ‘Sert Tony’ Bastone adlı bir kiralık katil tuttular. Sert  Tony,  bu  işi  bitirmeye  karar  verdi.  Ölümüne  kaza  süsü  verecek  bir  planı vardı, bu şekilde sigortadan alınacak para iki katına çıkacaktı. Plan, Green’in taksisiyle Malloy’u ezmekti. Her zamanki gibi adamı sarhoş edip taksiye bindirdiler. Tenha bir kavşağa gelince arabadan çıkardılar. Green aracı seksen  kilometre  hızla  üzerine  sürdü.  Ancak,  Malloy  son  anda  kendini  yana atmayı başardı. Bu adamda da tam bir İrlandalı şansı varmış! Bu kez Malloy’u arka koltuğa oturtup daha uzak bir yere götürdüler ve sonunda amaçlarına ulaşıp Malloy’u arabayla ölümüne ezdiler. Ya  da  en  azından  Cinayet  Ekibi  onun  Öldüğünü  sanmıştı.  Adamın  ezildiğini görmüşlerdi. Bu sefer de becerememiş olmaları mümkün değildi. Yoksa mümkün müydü? Cinayet ekibi her gün gazetelerde ölüm ilanları arasında Malloy’un takma adını aradı.  Daha  sonra  Bronx’taki  trafik  kazalarıyla  ilgili  haberleri  taradılar.  Ama boşuna. Şayet  ölmemişse,  Malloy’un  hastanede  olması  gerekirdi.  Kötü  yaralandığını biliyorlardı.  Red  Murphy’yi  tüm  hastane  ve  morglarda  sevgili  ‘kayıp  kardeşini’ aramak üzere görevlendirdiler. Ama boşuna. Malloy’un  öldüğü  açıktı.  Ancak  ölümünü  belgeleyemedikleri  sürece  sigortadan para almaları mümkün değildi.

Bu  yüzden  Joseph  Patrick  Murray  adlı  bir  başka  adamı  temizlemeye  karar verdiler.   Murray   de   onların   aradığı   gibi   biriydi.   Kimsenin   eksikliğini duymayacağını düşündükleri biri. Ekip, Murray’i sarhoş edip aynı taksiyle ezme taktiğini  uyguladı.  Murray’in  üzerinden  geçtiler.  Sonra  dönüp  işi  garantiye almak  için  bir  kez  daha  ezecekleri  sırada  yaklaşmakta  olan  bir  motosikletin ışıklarından ürküp oradan uzaklaştılar.

Esas     mesele     Murray’i     kendi     yarattıkları     Nicholas     Mallory     olarak yutturabilmekti. Pasqua, Mallory’nin adresine gönderilmiş mektupları Murray’in cebine   yerleştirmişti.   Ayrıca   bir   kaza   durumunda   cesedin   Malloy,   pardon Mallory’ye  ait  olduğunu  teşhis  etmek  üzere  Pasqua’nın  çağırılması  gerektiğini belirten bir kartı da unutmamışlardı.

Tahmin edebileceğiniz gibi, bu plan da ters tepti. Murray kurtulmayı başardı ve Lincoln Hastanesi’nde elli beş gün boyunca tedavi gördü. Bütün bunlar yetmezmiş gibi, ilk ‘kazadan’ üç hafta kadar sonra Michael Malloy hiçbir şey olmamış gibi bara geri döndü. Sağ salim kurtulmayı başarmıştı. Arkadaşları sağlık durumuyla yakından ilgilendiler. (Tabii, ne demezsin!) Bunca zamandır   nerede   olduğunu   sorduklarında,   Malloy   kendisine   bir   arabanın çarptığını  anlattı.  (Sizce  bu  cevap  onları  şaşırtmış  mıydı?)  Beyin  sarsıntısı geçirmiş,   kafatası   çatlamış,   omzu   kırılmıştı.   Uzunca   bir   süre   Fordham Hastanesi’nde kalmış ama idari bir hata sebebiyle hastane kendisini kaydetmemişti.

Cinayet  Ekibi’ni  bir  telaştır  aldı.  Sert  Tony  ne  yapılması  gerektiğini  açıkladı. Malloy’u  öldürmeleri  gerekiyordu.  Zekice  numaralar  bulmaya  çalışmayacak; adamı temizleyip sigorta parasını alacaklardı. Bastone, Malloy’u kimin daha çok içeceğine dair bir iddiaya çağırdı. Her zamanki gibi, zavallı adamcağızın içkisine büyük ölçüde zehirli madde kattılar ve sonuçta Malloy bilincini yitirdi.

Ekibin altıncı ve son üyesi Daniel Kreisberg, elli papel karşılığında plana dahil edildi.  Birinin  canını  almak  için  düşük  bir  meblağ.  Kreisberg  ile  Murphy, Malloy’u  1210  Fulton  Caddesi’nde  kiraladıkları  bir  odaya  götürdüler.  Red Murphy,  bir  ucunu  duvardaki  gaz  vanasına  taktığı  bir  hortumun  diğer  ucunu Malloy’un  ağzına  yerleştirdi.  Ancak  hortumun  uzunluğu  yetmeyince  Malloy’u yataktan  indirip  duvara  doğru  sürüklemeleri  gerekti.  Kreisberg  gazı  açtığında, daha  sonra  mahkemede  ifade  edeceği  gibi  dışarı  kaçan  gazın  çıkardığı  ‘cızırtılı sesi’   duyabiliyordu.   Haftalar   önce   yapmayı   amaçladıkları   şeyi   sonunda başarmışlardı. 22 Şubat 1933 tarihinde Malloy’u öldürdüler.

Cesetten   kurtulmak   işin   kolay   kısmıydı.   Öykünün   başlangıç   kısımlarını hatırlıyorsanız, Pasqua bir cenaze kaldırıcısıydı. Bu noktadan sonra her şeyle o ilgilendi. Malloy’un alkole bağlı akciğer iltihabı sebebiyle öldüğüne dair sahte bir evrak hazırlaması için eski bir belediye meclisi üyesi olan Dr. Frank Manzella’ya başvuruldu.  Pasqua  cesedi  on  dolarlık  ucuz  bir  tabuta  yerleştirip  Westchester Bölgesi’ndeki    Ferncliffe    yoksullar    mezarlığına    gömdü.    Elbette    hizmeti karşılığında da 400 dolarlık bir fatura çıkardı.

Bu tabii ki hikayenin sonu değil. Ekibin ganimeti bölüşme konusunda tartışmaya başladığı  anlaşılıyor.  Taksi  şoförü  Green  aracında  meydana  gelen  hasarın karşılanması gerektiğini söylüyordu ve bu konuda yabancı insanların da fikrini almaya  başladı.  Sert  Tony  ile  Kreisberg  de  cinayetteki  rollerini  başkalarına anlattılar.   Çenesi   düşük   suçlulara   dair   bütün   hikayelerde   olduğu   gibi, anlatılanlar   polisin   kulağına   gitmekte   gecikmedi,   iki   haftalık   soruşturma sonunda tutuklamalar başladı.

Soruşturma  sürecinde  polisin  bir  yıl  önce  ölmüş  Mabelle  Carlson  isimli  bir kuaförden haberi oldu. Carlson, 17 Mart 1932′de ölmüştü. Ölüm sebebi, şiddetli ve  kronik  alkoliklik  ile  birleşen  ölümcül  zatürree  olarak  belirlenmişti.  Daha sonra,  Marino’nun  Carlson’a  bilincini  kaybedene  dek  içki  içirdiği  ortaya  çıktı. Kadını odasına çıkarmış, yere yatırmış ve çırılçıplak soy-muştu. Bütün vücudunu ıslatmış  ve  buz  gibi  gecede  pencereleri  açmıştı.  Dayanıklı  Malloy’dan  farklı olarak,  kadın  donarak  ölmüştü.  800  dolarlık  hayat  sigortasının  tek  varisinin Marino  olduğu  anlaşıldı.  Bu  hikaye,  biraz  önce  okumuş  olduğunuz  bir  diğerine dehşet verici ölçüde benzemiyor mu? Hikayenin  ayrıntıları  dava  sırasında  ortaya  çıktı.  Yukarda  anlatılmış  olanlara iki ilginç ayrıntı daha eklendi. İlk olarak, Malloy’un başına çok şiddetli bir darbe almış   olduğu   tespit   edildi.   Eğer   gaz   zehirlenmesinden   kurtulmuş   olsaydı, muhtemelen  sol  gözü  kör  kalacaktı.  İkinci  olarak,  Cinayet  Ekibi’nin  Malloy’u makineli  tüfekle  öldürmeyi  planladığı  ortaya  çıktı.  Ancak,  bir  Malloy  klasiği olarak, adamımız çetenin kurduğu tuzaktan yakasını kurtarmıştı.

Sonuçta  cezalar  açıklandı.  Taksi  şoförü  Harry  Green  itiraf  ettiği  için  daha  az ceza  aldı.  Dr,  Frank  Manzella  suç  ortaklığından  hapse  girdi.  Frank  Pasqua, Anthony  Marino  ve  Daniel  Kreisberg,  7  Haziran  1934  tarihinde  Sing  Sing hapishanesinde elektrikli sandalyede idam edildiler. Joseph Murphy de (Murphy, Marino, Malloy, Mallory, Murray -bu hikayede ne kadar çok M var!) 5 Temmuz 1934 tarihinde elektrikli sandalyeye oturdu.

Peki  Sert  Tony  Bastone’a  ne  oldu?  Anlaşılan  sigorta  parasının  paylaşılması konusunda  anlaşamamışlardı.  Michael  Malloy’un  ölümünden  yaklaşık  bir  ay sonra   aynı   barda   vurularak   öldürüldü.   Elbette   tüm   sanıklar   mahkemede Malloy’u  Bastone’un  zoruyla  öldürdüklerini  söylediler.  Oraya  gelip  kendini savunamayacak olan birini suçlamak çok kolay tabii. Ya  sigorta  parası?  Ekip,  Metropolitan  Hayat  Sigortası  Şirketi’nden  800  dolar aldı.  Ancak  iki  Prudential  poliçesinin  karşılığını  talep  etmek  için  geç  kaldılar. Esas  varis  Murphy,  Sert  Tony  cinayetinin  tanığı  olarak  gözaltında  olduğu  için, ortakları    da    planlarına    dikkat    çekmemek    amacıyla    harekete    geçmek istememişlerdi.

Related posts

blog comments powered by Disqus